25/8/2007
AHMET HAKAN-PELİN BATU AŞKINI KAPI KOMŞUSU YAZDI
AHMET HAKAN-PELİN BATU AŞKINI KAPI KOMŞUSU YAZDI
25.08.2007 11:10
"Nişantaşı
bu aşkı konuşuyor" başlığıyla Akşam'a haber olan ilişkiyi, Ahmet
Hakan'ın komşusu Mansur Forutan duyurdu: Pencereden gördüm, yanında
manita vardı...
Sabahın köründe magazin bombası
Mansur Forutan/AKŞAM
Sezer’in
veda ziyaretleri karşısındaki hissiyatım, Samsun’u vuran sel,
Ankara-Bağdat ilişkileri, Amerikan ekonomisinden gelen cızırtılı
sesler...
Bunlardan yazı çıkar mı?
Çıkar çıkmasına da
çok sıkıcı olur bu sıcaklarda. Zaten güne hırt başladım. Klimadan belim
tutulmuş, sünnetli bebe gibi yürüyorum.
Magazinden de pek anlamam. Kim kimdir pek bilmem, bildiğim de genelde yanlış çıkar.
Ama geçen pazar günü büyük bir magazin olayı kucağıma düştü.
Şimdi ya yukarda sıraladığım sıkıcı konulara gireceğim, ya da magazin yazacağım ve sanırım magazin daha iyi gider şimdi.
Teşvikiye’nin
iyi insanları için pazar günleri önemlidir. Çünkü sadece pazar günleri,
matkap, testere, kompresör, korna, zımpara falan sesi olmadan uyanma
şansı bulabilirler.
Geçen pazar bu tanıma uygun başlamadı.
Sabahın
sekizi ve bütün zamanların en büyük gürültüsü mahalleyi vurmaya
başlayınca, “tamam dedim darbe oldu, dayanılmaz ses de tanklardan
geliyor.”
Kafamı yastığın altına gömmek suretiyle hem darbeden hem de gürültüsünden kurtulamayacağımı anlamam çok kısa sürdü.
Çaresizce olan biteni görmek ve anlamak için ön taraftaki cama yöneldim.
Paletli dev bir iş makinesi asfaltı deliyordu. Tekrar ediyorum günlerden pazar, saat sekiz civarı.
Kafamdan
on milyonuncu kez “bu şehirde yaşanmaz artık, ben kimim, n’apıyorum
falan” diye geçirirken hemen bitişik komşum Ahmet Hakan’ın da
gelişmeleri kaygıyla izlediğini fark ettim. Bir yandan da patlamayan
afyonuyla mücadele ediyordu.
Göz göze geldik. Ahmet’e “senin
çevren sağlamdır, kimi arıyorsan ara buna bi’ son verdir” diye baktım,
o da bakışlarıyla “oha” pazar günü sabahın sekizinde kimi arayayım”
diye karşılık verdi.
“İyi o zaman ben kendimi camdan atıyorum”
demeye kalmadı, karşı apartmanın dördüncü katından davudi bir ses o dev
makinenin sesini bastırdı.
Yerinde ve zamanında yapılmış, dahası zekice kurgulanmış küfre bayılırım.
Karşı apartmandan gelen, o kıvamda bir küfürdü. Hatta küfretmek bir bilim olsaydı, bu kesinlikle Nobel’i alırdı.
Karşı
apartmandaki amca gürültüyü durdurmuştu, ve bunun karşılığında da
“Beybaba sen bizim her şeyimizsin” tezahüratına özne olma şerefine nail
olmuştu. Ahmet’i bilmiyorum ama ben bi’ tür düşman işgalinden kurtulma
ruh haline bürünmüştüm. Ahmet’e gene bakışlarımla “ben uzatmaları
uyumaya gidiyorum” demek için döndüğümde tek başına olmadığını fark
ettim.
Yanında bi’ manita vardı!
Fırsatı kaçırır mıyım hemen yattım röntgene.
Ahmet’le
kurduğumuz hava köprüsüyle -bu köprü çamaşır ipine bağlı bir sepetin
yatay düzlemde ileri-geri gidip gelmesi esasına göre tasarlanmıştır-
kitap gazete, film, Tekel, kuru bakliyat, battaniye, temiz iç çamaşırı,
pornografi falan alıp veririz.
Olası bir Haşmet B. kuşatmasına
karşı, geçen yıl aldığımız önlemlerden biriydi bu hava köprüsü. Ayrıca
birbirimize göz kulak olmak için de prensip kararı almıştık. Yani,
röntgen serbest... Yani yaptığım iş kesinlikle yasal!
Uzadı değil mi? Kimmiş bu manita tıraşı kes de söyle dediğinizi duyar gibiyim.
Peki, o zaman benden duymuş olun...
Uzun süren araştırmalarım sonucunda manitanın Pelin Batu olduğunu buradan ilan ediyorum...
Alın size magazinin şahı...
www.aksam.com.tr
Kategori: (Belirtilmemiş) :: Yorum yaz!
:: Arkadaşına Gönder!


























