yazacağın varsa yarın olsun,yarın varsa yazacağın olsun...


blog sokaklarda.blogcu

S o k a k F o t o ...................................................................................................

sokaklarousse - Blogcu



elitler ...

31/8/2007

 laik elitler 


..ara$tir..googletdk sozluguseslisozluk.comwikipediaimdbsanatcialbum$arkiacronymfindermobygamesetimolojik sozlukyoutube
ba$lik icinde ara


no kitty!
  1. son dönemde dış basındaki türkiye haberlerinde sıklıkla rastlanan tehlikeli kalıp.

    "türkiye’de laik elitler seçimi kaybetti" veya "laik elitler gül'ün cumhurbaşkanlığına karşı" türünden haberler ile derin yapıda türkiye halkı aslında laik değil ordu ve bazı kesimlerin zorlamasıyla dışarıdan laik görünüyor demeye çalışıyorlar.
    (style, 25.08.2007 18:51)
  1. (bkz: ferrariye lpg takmak)
    (yo, 16.08.2007 14:01)
    #11129239  !? 
  2. bütün ferrari sahiplerinin içinde bulunduğu durumdur. ferrari alırken dünyadaki yoksullukla, içinde yaşanılan ülkedeki kişi başına düşen gayri safi milli gelirle, ferrari denen meretin tüketeceği enerji için harcanması ve kirletilmesi gereken doğa parçasıyla, küreselle, ısınmayla, paylaşmakla bokla püsürle ilgili pek çok bilgiden bihaber olmak gerekir ki yürek rahatlasın o egzostlar yüzbinlerce dolar karşılığı böğür böğür inletsin şehrin cilalı semtlerini...
    (supbilili luma, 16.08.2007 14:03)
    #11129248  !? 
  3. (bkz: bilge sahibi olmadan ferrari sahibi olmak)
  4. (bkz: bedenime sahip olabilirsin ama ruhuma asla)
    (integral, 25.08.2007 17:57)
    #11153704  !? 
  5. 0900'lu hatlardan parayi vurmu$ olan oguz ozerden'in bilgi universitesi'ni kurmadan onceki pozisyonu.

    (bkz: oguz ozerden)
    (bkz: bilgi universitesi)
    (viggen, 25.08.2007 17:59)
    #11153709  !? 
  6. kutsal bilgi kaynağı sahibi olup ferrari sahibi olamamaktan beter bir durum.
    (redhouse, 25.08.2007 18:06)
    #11153724  !? 
  7. kıroyum ama para bende demektir bir yerde.
    (pillibebek, 25.08.2007 18:11)


Birde sosyalitler varmış...!

sosyalitler:sosyalist geçinenlerin kaymak tabakası ...!
 

25/8/2007
http://www.google.com.tr/notebook/fullpage?hl=tr#b=BDQOrSwoQ4a-j7ski

AHMET HAKAN-PELİN BATU AŞKINI KAPI KOMŞUSU YAZDI

25/8/2007


AHMET HAKAN-PELİN BATU AŞKINI KAPI KOMŞUSU YAZDI
25.08.2007 11:10

"Nişantaşı bu aşkı konuşuyor" başlığıyla Akşam'a haber olan ilişkiyi, Ahmet Hakan'ın komşusu Mansur Forutan duyurdu: Pencereden gördüm, yanında manita vardı...

 

 

Sabahın köründe magazin bombası

Mansur Forutan/AKŞAM

Sezer’in veda ziyaretleri karşısındaki hissiyatım, Samsun’u vuran sel, Ankara-Bağdat ilişkileri, Amerikan ekonomisinden gelen cızırtılı sesler...

Bunlardan yazı çıkar mı?

Çıkar çıkmasına da çok sıkıcı olur bu sıcaklarda. Zaten güne hırt başladım. Klimadan belim tutulmuş, sünnetli bebe gibi yürüyorum.

Magazinden de pek anlamam. Kim kimdir pek bilmem, bildiğim de genelde yanlış çıkar.

Ama geçen pazar günü büyük bir magazin olayı kucağıma düştü.

Şimdi ya yukarda sıraladığım sıkıcı konulara gireceğim, ya da magazin yazacağım ve sanırım magazin daha iyi gider şimdi.

Teşvikiye’nin iyi insanları için pazar günleri önemlidir. Çünkü sadece pazar günleri, matkap, testere, kompresör, korna, zımpara falan sesi olmadan uyanma şansı bulabilirler.

Geçen pazar bu tanıma uygun başlamadı.

Sabahın sekizi ve bütün zamanların en büyük gürültüsü mahalleyi vurmaya başlayınca, “tamam dedim darbe oldu, dayanılmaz ses de tanklardan geliyor.”

Kafamı yastığın altına gömmek suretiyle hem darbeden hem de gürültüsünden kurtulamayacağımı anlamam çok kısa sürdü.

Çaresizce olan biteni görmek ve anlamak için ön taraftaki cama yöneldim.

Paletli dev bir iş makinesi asfaltı deliyordu. Tekrar ediyorum günlerden pazar, saat sekiz civarı.

Kafamdan on milyonuncu kez “bu şehirde yaşanmaz artık, ben kimim, n’apıyorum falan” diye geçirirken hemen bitişik komşum Ahmet Hakan’ın da gelişmeleri kaygıyla izlediğini fark ettim. Bir yandan da patlamayan afyonuyla mücadele ediyordu.

Göz göze geldik. Ahmet’e “senin çevren sağlamdır, kimi arıyorsan ara buna bi’ son verdir” diye baktım, o da bakışlarıyla “oha” pazar günü sabahın sekizinde kimi arayayım” diye karşılık verdi.

“İyi o zaman ben kendimi camdan atıyorum” demeye kalmadı, karşı apartmanın dördüncü katından davudi bir ses o dev makinenin sesini bastırdı.

Yerinde ve zamanında yapılmış, dahası zekice kurgulanmış küfre bayılırım.

Karşı apartmandan gelen, o kıvamda bir küfürdü. Hatta küfretmek bir bilim olsaydı, bu kesinlikle Nobel’i alırdı.

Karşı apartmandaki amca gürültüyü durdurmuştu, ve bunun karşılığında da “Beybaba sen bizim her şeyimizsin” tezahüratına özne olma şerefine nail olmuştu. Ahmet’i bilmiyorum ama ben bi’ tür düşman işgalinden kurtulma ruh haline bürünmüştüm. Ahmet’e gene bakışlarımla “ben uzatmaları uyumaya gidiyorum” demek için döndüğümde tek başına olmadığını fark ettim.

Yanında bi’ manita vardı!

Fırsatı kaçırır mıyım hemen yattım röntgene.

Ahmet’le kurduğumuz hava köprüsüyle -bu köprü çamaşır ipine bağlı bir sepetin yatay düzlemde ileri-geri gidip gelmesi esasına göre tasarlanmıştır- kitap gazete, film, Tekel, kuru bakliyat, battaniye, temiz iç çamaşırı, pornografi falan alıp veririz.

Olası bir Haşmet B. kuşatmasına karşı, geçen yıl aldığımız önlemlerden biriydi bu hava köprüsü. Ayrıca birbirimize göz kulak olmak için de prensip kararı almıştık. Yani, röntgen serbest... Yani yaptığım iş kesinlikle yasal!

Uzadı değil mi? Kimmiş bu manita tıraşı kes de söyle dediğinizi duyar gibiyim.

Peki, o zaman benden duymuş olun...

Uzun süren araştırmalarım sonucunda manitanın Pelin Batu olduğunu buradan ilan ediyorum...

Alın size magazinin şahı...
www.aksam.com.tr

“SOPHİA LOREN’İ ÇİZMEK İSTEDİK. AMA TARAMALARDA BİRA

25/8/2007
“SOPHİA LOREN’İ ÇİZMEK İSTEDİK. AMA TARAMALARDA BİRAZ DEĞİŞİKLİK OLMUŞ. TAM BENZEMEMİŞ”

SÜPERPOLİGON - ÖZEL HABER
 
SÜPERPOLİGON yine takipçiliğiyle açık ara önde. Olay karikatürle ilgili Lemancılar sadece SÜPERPOLİGON’a konuştu. Leman’ın yazı işleri müdürü Zafer Aknar, konuşmama kararını SÜPERPOLİGON için bozdu: “Sophia Loren’i çizmek istedik. Ama taramalarda biraz değişiklik olmuş. Tam benzememiş.” Leman’a tehdit ve küfür yağıyor. Arayanlar ne diyor? Abdullah Gül aradı mı? Dava açıldı mı? Güvenlik tedbirleri alıyorlar mı? 

 
Cumhurbaşkanı seçimi döneminde, adaylardan Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül’ün türbanının şeklinin ne olacağı modacı Atıl Kutoğlu’nun bu konuda ne yapacağı konuşuluyordu… Ünlü Fransız yıldız Sophia Loren tarzı önerileri… Gazetelerde röportajlar, yorumlar…
 
Ama mizah dergisi Leman yine yapacağını yaptı ve tek karikatürle Türkiye’nin gündemine oturdu. O çok tartışılan türban şekliyle ilgili öyle bir ‘kişisel özgürlüklerini’ kullanarak karikatür çizdiler ki…
 
Ünlü Playboy’un tavşan kızını sembolleştirerek türbanlı bir kadın kapağıyla çıktı Leman bu hafta… Görenler hemen “Hayrünisa Gül” dedi…
 
Herkesin konuştuğu, Leman’ı bilmeyenlerin bile merakla alıp baktığı ve arkasında ne var diye sorduğu o karikatürü SÜPERPOLİGON, derginin yazı işleri müdürü Zafer Aknar’dan dinledi…

Yangına benzin dökmeyelim 

Bu haftaki sayıdan sonra aldıkları tepkiler nedeniyle konuşmak istemediklerini söyleyen Zafer Aknar “Karikatürden sonra gereksiz bir reaksiyon ortaya çıktı. Biz bu konuda konuşmama kararı aldık. Yangına benzin dökmek istemeyiz” dedi.
 
Ancak SÜPERPOLİGON’un ısrarları ile konuşmasına devam etti. Aknar, Türkiye’nin siyasi yapısındaki tartışmaların ve iktidarın hareketiyle iyiye doğru gitmediğini belirterek “Türkiye’nin iyi bir yere gitmediğini gördük. Şu karikatüre şuna tahammülü olmayan insanların neler yapacağını tahmin edin” dedi.

Tehditler, küfürler 

Olay karikatürün ardından tehdit alıp almadıkları ile ilgili ise “Leman 16 yıldır çıkıyor. Ve 16 yıldır yemediğimiz küfür almadığımız tehdit kalmadı. Bu karikatürden sonra da aynı şeyleri yaşıyoruz. Telefonlarımız kilitlendi. İğrenç küfürler, tehditler… Santralde bir bayan duruyor. Ona iğrenç iğrenç küfürler ediyorlar. Onun günahı ne? Ana avrat… Ancak geçmişte korkmadık  şimdi de korkmuyoruz” diye konuştu.

Allah'a emanetiz 

Aknar, Hürriyet’te Emin Çölaşan’ın çıkarılması, Başbakan’ın Bekir Coşkun’u kastederek “çek git” demesi de göz önünde tutulduğunda yaşanan ‘hoşgörüsüzlük’ ortamına rağmen ‘ek güvenlik tedbirleri almadıklarını belirtti: “Allah’a emanetiz. Türkiye’deki bu ortama rağmen ek güvenlik tedbirleri almadık, almayacağız”

Sophia Loren'i çizmek istedik 

Zafer Aknar “Karikatürdeki kadın aslında Sophia Loren. Haaa, taramalarda biraz kaçırmışlar, bozulmalar olmuş. Tam benzemiyor ama o karikatür Sophia Loren” dedi. Tabii bunları söylerken gülüyor.

Hayrünisa Gül değil

Biz ısrarla “Hayrünisa Gül’e benzetiliyor, o değil mi?” desek de Aknar “Hayır hayır biz gündeme getirilen Sophia Loren tarzı türbanı çizdik. Dolayısıyla da ünlü yıldızı karikatürize etmek istedik. Ama galiba tam benzemedi” diye esprili bir şekilde bu konuda son noktayı koydu.

Biz eleştirimizi yaptık 

“Neden böyle bir karikatür? Playboy kızını temsil eden bir şekil ve altında türban…” diye devam ettiğimizde ise Zafer Aknar, şu yorumu yaptı: “Türkiye’de siyasalaşan bir durum var, onu vurguluyoruz. Mesele o kadının kim olduğu değil. Sözü edilen isim olup olmaması değil. Bizim amacımız, siyasallaşarak Türkiye gündemine yerleşen türbanı, karikatürize ederek olayları eleştirmek istedik

Sınırı zorladık 

“Playboy kızı ağır kaçmadı mı? Tepkilerden sonra böyle düşündünüz mü?” sorusuna ise Zafer Aknar şu cevabı verdi: “Demek ki muhafazakarlar da Playboy okuyor, bu onu gösterir. Ha biz açık açık okuyoruz, onlar gizli okuyor demek ki. Herkes o tavşanın ne olduğunu anladığına göre durum budur. Biz sınırı zorladık. İşimiz sınırını zorladık. Bunlar (AKP) takiyye yapıyor, hiçbir şeye tahammülleri yok. Bunu anlatmak istedik. Ve böyle olduğunu da gördük”

Annem de başortülü
 
Zafer Aknar, kendi annesinin de başörtülü olduğunu hatırlatarak şöyle devam etti: “Benim annem de bunların (AKP) tekrar iktidar olmasından sonra çok üzüldü. Hüngür hüngür ağladı.
Toplumda bir tedirginlik bir gerginlik var. Bizim insanlarız başörtüsüyle alıp veremediğimiz yok. Anlatmak istediğimiz onların hoşgörüsüzlükleri. Bu kadar hoşgörüsüzlük olur mu? Çek git, vatandaşlıktan çık. Ve bu iktidar, cumhurbaşkanı bizi idare edecek, yönetecek. Mesele sokaktaki insanın türbanı değil. Türbanı magazinleştiren biz değiliz. Öyle mi olsun, böyle mi olsun, Sophia Loren gibi mi olsun, modacı Atıl Kutoğlu gelsin… Bunları onlar ortaya koydu, magazinleştirdi. Bu değerler üzerinde oynanmamalıydı oynadılar. Türkiye’nin gündeminde yoktu. Gündeme getirdiler. Devletin kuralları vardır, gelenekleri, teamülleri vardır. Siz kimi kandırıyorsunuz? Onlar kişisel özgürlük diyor ‘türban savunmalarında’… Biz de karikatürümüz için ‘kişisel özgürlük’ diyoruz”

Dava seçimden sonra

Bu karikatürden sonra herhangi bir davanın henüz açılmadığını da sözlerine ekleyen Zafer Aknar’ın iddiası ise ‘seçimden sonra” : “Seçimi kazasız belasız atlatmak istiyorlar. Bizi Abdullah Gül ya da yakınları aramadı. Onlardan herhangi bir tepki almadık. Ancak sanırım seçildikten sonra ne yaparlarsa yaparlar. Şu anda hukuki bir yaptırıma başvuracaklarını düşünmüyorum. Ama iki üç ay sonra ne olur bilmiyoruz” 
 
Uzlaşı ve tahammülleri yok

Zafer Aknar, ‘uzlaşı’ ve ‘tahammül’ konularında Başbakan ve AKP’nin zihniyetinin de bu karikatür sonrasında ortaya daha net çıktığını kaydederek “Bu haftaki kapağımıza gelen tepkilerle AKP zihniyetinin uzlaşıya ve hoşgörüye ne kadar uzak olduğunu anladık” dedi. 

ERTUĞRUL ÖZKÖK SORUYOR: 'BAŞBAKAN'IN YAPTIĞININ YANLIŞ O

25/8/2007


ERTUĞRUL ÖZKÖK SORUYOR: 'BAŞBAKAN'IN YAPTIĞININ YANLIŞ OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLECEK BİR TEK CESUR SES BİLE YOK MU?'
25.08.2007 11:11

İşte Ertuğrul Özkök'ün "Biat farz mıdır sünnet mi" başlıklı yazısı...

Ertuğrul ÖZKÖK / HÜRRİYET
 

Biat farz mıdır sünnet mi


ÜÇ gündür iktidar yanlısı basına bakıyorum."Biat gazeteciliği" gerçekten çok zor bir şeymiş.

Hayret ediyorum.

İçimden bir ses, "Yahu o dünyada, Başbakan’ın yaptığının yanlış olduğunu söyleyebilecek bir tek cesur ses bile yok mu?" diyor.

Nedir bu?

"Biat" denen şey meğer ne müthiş bir güçmüş?

Bir zamanlar kafamızda "masonik dayanışma" imajı vardı.

Meğer o bile bunun yanında gevşek bir tesanütten ibaretmiş.

Sanki gizli bir güç emir veriyor.

Birileri düğmeye basıyor.

Ötekiler de "Emredersin amirim" edasıyla anında yüklenmeye başlıyor.

* * *

Dün iktidara yakın bütün gazetelere baktım.

Feci bir linç psikolojisi.

Belli ki verilen emirler anında ve hiç tavizsiz yerine getirilmiş.

Yazılarda Bekir Coşkun için küçücük bir "Ama" nezaketi bile fazla görülmüş.

Yıllardır kendileri için "demokrasi" isteyen arkadaşlar, bir anda hoşgörüsüz, bayağı bir kasaba dönüşmüş.

Demek ki demokrasiden anladıkları şey, sadece ve sadece kendilerinin "haklı kabul edilebileceği" bir rejimmiş.

Arkadaşlar yüzde 46.7 hiçbirinize bu kadar büyük "Bu mahalle bizden sorulur" hakkı vermiyor.

İktidar şımarıklığının ölçüsü kaçarsa, demokrasinin de ayarı bozulur.

Bu arkadaşlar çok çabuk "Ekselanslarının medyası" haline dönüştüler.

Daha dün bir, bugün iki.

Eleştiri anında tedavülden kalktı.

Köşeler, otomatiğe bağlandı.

Bir el şıklamasıyla mekanizma harekete geçiyor.

İlk taarruz emri Bekir Coşkun’a...

* * *

"Bizim kanat"a gelince...

Bizim kanatta emir-komuta sistemi çalışmıyor.

Zaten emir veren de yok.

Bekir’i savunanların bazıları bile "Ama sen de böyle yazmamalıydın" demeye korkmuyor.

Küçücük bir "Ama" kudreti.

İşte hükümet medyası ile bağımsız medyayı birbirinden ayıran tek kelime...

O arkadaşlara diyorum ki: "Şu biatı hiç olmazsa farz olmaktan çıkarıp, sünnet haline getirin."

Getirin ki, o aralıktan gazetecilik biraz olsun sizin de ruhunuza sızsın..

Biliyorum bizimki, umutsuz bir arkadaş tavsiyesi.

Hükümet medyası olmak zordur.

Her gün bir yerden, gelecek emri beklersiniz.

* * *

Bekir Coşkun’a karşı bu linç kampanyası beni çok korkuttu.

Çünkü Türkiye’nin geleceğine ait beklentilerimi kararttı.

Önceki gün Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cömert’in açıklamalarına bakın.

Uzlaşma, karşılıklı olarak birbirini anlamayı tavsiye eden sözler.

Bugün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sözlerine bakın.

Gerginlik istemiyor.

Biliyorum Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı adayı Gül’ün etrafından da böyle uzlaştırıcı, sakin sesler geliyor.

Ama gelgelelim bu biat basını ile gerginlik nasıl önlenecek?

Siyasiler kavga etmese, belli ki onlar maraza çıkartacak.

* * *

Öyleyse ne yapacağız?

Tek umudum şu.

Onları Bekir Coşkun’a karşı harekete geçiren merkez, yeni bir emir verecek.

Diyorum ya, küçük bir el şıklaması.

O işaret gelecek ve onlar yine buna biat edecek.

İnanın Türkiye’nin beklediği en mutlu biat budur.

Yok o emir gelmezse, belli ki hükümet kuvvetleri kendinden başka kimseye demokrasi hakkı tanımayacak.

Yani vur deyince öldürecek...

« Önceki ::

Blogcu ile yapıldı

free image host free image host free image host free image host free image hostfree image host free image host free image host free image host free image hostfree image host free image host free image host free image host free image hostfree image host free image host free image host free image host free image hostfree image host free image host free image host free image host free image hostfree image host free image host free image host free image host free image hostfree image host free image host free image host free image host free image hostfree image host free image host free image host free image host free image hostfree image host free image host free image host free image host free image hostfree image host free image host free image host free image host free image hostfree image host free image host free image host free image host